RhinolightRhinolight

Rhinolight

Alerjik Rinit

Vücutta neden alerji gelişir?

Bağışıklık sistemi, vücuda giren alerjik bir madde ile karşılaştığında tepki verir ve böylece alerji belirtileri ortaya çıkar. Bu madde başka bir zaman tekrar vücuda girerse, bağışıklık sistemi, bu maddeyi tanıma özelliğine sahip özel antikorlar üretir.

Alerjen vücuda tekrar girdiğinde, bağışıklık sistemi bu alerjeni kolaylıkla tanır ve vücutta çeşitli reaksiyonlar baş gösterir. Bu reaksiyonların başında doku tahribatı, kan damarlarında genişleme ve histamin dâhil olmak üzere çeşitli iltihabi maddelerin üretimi gelir. Histamin, gözlerde kaşıntı ve sulanma, burun ve sinüslerde tıkanıklık, baş ağrısı, hapşırma, boğazda kaşıntı, kurdeşen, nefes darlığı gibi alerji belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Denge bozuklukları, egzama gibi cilt hastalıkları ve astım benzeri solunum sıkıntıları daha az bilinen belirtileri arasındadır.

En sık karşılaşılan alerjenler nelerdir?

Bildiğimiz birçok madde alerjen olabilir. Polenler, yiyecekler, küf, toz, tüy, hayvan tüyü, kimyasal maddeler, penisilin gibi ilaçlar ve çevre kirliliğine yol açan maddeler birçokları için alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Alerjik hastalıkların en yaygın sebebi hava kaynaklı (hava yoluyla taşınan) alerjenlerdir.

1. Polenler

Polenler

Saman nezlesi, diğer bir adıyla alerjik rinitin en önemli nedenlerden biri Ambrosia familyasına ait bir bitkidir (ragweed). Bu bitki Ağustos'un sonuna doğru polenlenmeye başlar ve ilk ayazlar baş gösterene kadar devam eder.

İlkbaharın geç döneminde polenler çayır, meyve bahçesi, kokulu yonca, bermuda, johnson ve salkımotu benzeri çimenlerden çıkar. Baharın ilk aylarında görülen saman nezlesinin (alerjik rinitin) başlıca nedeni ise, karaağaç, akçaağaç, huş ağacı, kavak, kayın, dişbudak, meşe, ceviz, gibi ağaç polenleridir. Çiçeklenen bitkiler ise nadiren alerjiye yol açar.

2. Ev Alerjenleri

Bazı alerjenler de yıl boyu mevcuttur. Akarlar, evcil hayvan tüyleri ve bazı yiyecek ve kimyasallar ev alerjenlerinin başındadır. Ev alerjenlerinin neden olduğu belirtiler, evin iyi havalandırılamadığı ve pencerelerin genellikle kapalı olduğu kış aylarında daha da kötüleşir.

Alerjik hastalıklarda, etkilenen organa göre değişen bulgular ortaya çıkar. Alerjik hastalıklar ortaya çıkan bulgulara ve etkilenen doku ve organ sistemine göre adlandırılır.

Belli başlı alerjik hastalıklar şunlardır:

  • Saman nezlesi (alerjik rinit)
  • Alerjik astım
  • Alerjik egzama (Atopik dermatit)
  • Ürtiker ve anjioödem
  • Bitki alerjileri (zehirli bitkiler)
  • Arı alerjisi
  • Evcil hayvan alerjisi
  • Lateks alerjisi
  • Kalıp alerji
  • Kozmetik alerjileri
  • İlaç alerjileri
  • Göz alerjileri (alerjik konjonktivit)
  • Gıda alerjileri
  • Güneş alerjisi

Saman Nezlesi (Alerjik Rinit)

Saman nezlesi (alerjik rinit)

Alerjik rinit (saman nezlesi), özellikle ergen ve genç erişkinlerde sık görülen kronik bir alerjik sorundur. Alerjiler, polen, toz ve hayvan tüyü gibi alerjenler, erken çocukluk döneminde, sinüs ve nazal belirtilere neden olmaya başlar. Alerjik rinit tipik olarak iki sebepten oluşur: alerjik hastalığa genetik yatkınlık ve alerjenlere maruz kalma. Çocuklar alerjiyle doğmazlar fakat tekrarlanan bir şekilde çevresel alerjenlere maruz kalmaya bağlı olarak alerji belirtileri geliştirirler.

Belirtiler, mevsim ve alerjen türüne göre değişir. Hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde ve burunda kaşıntı alerjik rinitin tipik belirtileridir.

Alerjik rinitin teşhisinde hastalık öyküsü çok mühimdir. Daha sonrasında kandaki antikor oranını ölçmek için spesifik IgE testi uygulanabilir. Nazal endoskopi, nazal smear ve deri testleri de uygulanan diğer teşhis yöntemleri arasındadır.

Alerjik rinit tedavisinde öncelikle alerjenlerden kaçınıldıktan sonra, ilaç tedavisi, immunoterapi (alerji aşısı) ve Rhinolight (köprü link) medikal fototerapi (burun içerisine yapılan bir ışık tedavisi) uygulanabilir.

Alerjik Astım

Alerjik Astım

Astım, özellikle çocuklarda alerjik yapıda gelişir (Çocuk astım olgularının % 90'ı alerjik astımdır.) fakat her alerjik bünye astım rahatsızlığı yaşamaz.

Maruz kalınan ev tozu akarı, küf, evcil hayvan döküntüleri gibi ev içi alerji yapıcı maddeler, alerjik bünyeye sahip olanlarda, solunum yollarında (bronş-bronşiol) daralmaya neden olur. Bu daralma da nefes alma güçlüğüne neden olur. Havanın girip-çıkarken zorlanmasından dolayı boğazdan hırıltı şeklinde ses gelir. Yaşanan bu durum, astım nöbetinin göstergesidir. Alerjik astım tedavisinde, tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi, ilk olarak alerjiye neden olan etkenlerden uzak durulmalıdır.

Alerji en çok kimlerde görülür?

Alerjik rahatsızlıklar, yaş, cinsiyet, ırk, statü farkı gözetmeksizin herkeste görülebilir. Alerjiler çocukluk çağında daha sık görülmekle birlikte ilk başlangıç her yaşta olabilir. Alerji çoğunlukla genetiktir, kalıtsal yolla kişiye aktarılır. Anne babadan birinde alerji varsa çocukta alerji görülme ihtimali %30'dur. Eğer alerji hem anne hem babada varsa, bu oran %50-70'lere varabilmektedir. Buna rağmen, siz, eşiniz ya da çocuklarınızdan birinin alerjik bünyeye sahip olması tüm çocuklarınızın da bundan etkileneceği anlamına gelmez.

Alerjik bünyeye sahip kişi, genetik olarak belirli bir alerjiyi miras olarak almaz, farklı türde alerjiler geliştirebilir. Bazı kişiler, ailede hiçbir alerjik üye bulunmamasına rağmen alerjik bir bünyeye sahip olabilirler. Genelde kişinin bir maddeye alerjisi varsa diğerlerine de alerjik reaksiyon gösterme olasılığı yüksektir.

Alerjilerin Ortaya Çıkma Yaşı Nedir?

Alerjik bünyeli bir kimsenin belirli bir maddeye karşı alerji gelişmeden ve hastalık belirtisi ortaya çıkmadan önce sensitizasyon (duyarlanma) denilen bir süreç yaşanır. Bu dönemde, bağışıklık sistemi antijenle (bağışıklık sistemi tarafından antikor üretimine yol açan yabancı moleküller) temas eder, Sistem bu teması belleğine alır ve ona karşı özel antikorlar üretir. Daha sonraki karşılaşmada bağışıklık sistemi antijeni kolaylıkla tanıyacak ve hemen reaksiyon gösterecektir. Bu süreç birkaç dakika olabildiği gibi yıllar boyu da sürebilir. Bu sebeple alerjik hastalıklar alerjik bünyeli kimselerin yaşamlarının herhangi bir döneminde ortaya çıkabilmektedir.

Alerjik bünyeli doğmuş olan çocuklar genelde ilk 3-6 aylık dönemlerini rahat ve şikâyetsiz geçirirler. Bebek altı aylık olduktan sonra, sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları ile birlikte zaman zaman kısa süreli kaşıntılı deri lezyonları oluşabilir.

Üç yaşından sonra çocuklarda sık sık burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve enfeksiyon nöbetleri başlar. Sonradan bu nezleler bronşlara da inerek öksürük ve hırıltılı solunuma şeklinde alerjik bronşite dönüşebilir.

Alerji Belirtileri Nelerdir?

alerji belirtileri

Alerji belirtileri ve şiddeti, alerjiden alerjiye, çocuktan yetişkine değişiklik göstermektedir. Alerji belirtileri, gözlerde ya da burunda kaşıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı, boğazda sıkışma hissi, solunum sorunları ve hatta anafilaktik şok (baygınlık veya bayılma) şeklinde görülebilir.

Belirtiler yıl boyunca (toz akarları ya da gıda gibi alerjenlere karşı) ya da mevsimsel (örneğin polen kaynaklı) olarak ortaya çıkabilir.

Dünyanın farklı yerlerinde, farklı alerjenler yaygın olduğundan, alerji belirtileri de nerede yaşadığınıza bağlı olarak değişebilir. Örneğin, ananas ülkemizde çok sık tüketilen bir meyve olmadığından alerji de sık görülmez fakat yumurta ya da buğday gibi birçok yiyeceğin içinde olan besinlere olan alerji yaygındır.

Hava Kaynaklı Alerji Belirtileri
Hava Kaynaklı Alerji Belirtileri

Hava kaynaklı alerjenler; polenler, kalıplar, toz akarları, hayvan tüyleri ve kimyasallardır. Hava kaynaklı alerjiler, genelde 10 yaşında gelişir, erken yirmili yaşlarda zirveye ulaşır ve 40 ile 60 yaşları arasında kaybolmaya başlar.

Belirtileri ise şunlardır:

  • Hapşırma
  • Burunda kaşıntı ve / veya boğaz
  • Burun tıkanıklığı
  • Öksürük
  • Gözde kızarma, yanma, kaşıntı, sulanma (alerjik konjonktivit)

Hava alerjenlere karşı hassas olanlarda, genelde alerjik rinit ve / veya alerjik konjonktivit vardır. Yukarıdaki belirtilere, nefes darlığı ve hırıltılı nefes alma da eşlik ediyorsa astımdan şüphelenilmelidir.

Gıda Alerjisi Belirtileri
Gıda Alerjisi Belirtileri

Bir gıda farklı kişilerde farklı belirtilere neden olabildiği gibi aynı kişide, farklı zamanlarda, farklı dozlarda, farklı tepkilere de neden olabilir.

Gıda alerjileri:

  • Sindirim sisteminde: bulantı, kusma, ağrı, ishal
  • Solunum sisteminde: nezle, astım, ödem
  • Deride: Kızarıklık, kabarma, kaşıntı, ürtiker, egzama, anjioödem gibi sorunlara neden olur.

Eğer alerji çok ağır seyrediyorsa anafilaksi de görülebilir.

Böcek Alerjisi Belirtileri

Alerjiniz olan bir böcek tarafından sokulduğunuzda aşağıdaki tepkileri gösterebilirsiniz. (Bu tepkiler, özellikle çocuklarda daha sık görülür.)

  • Boğazda şişkinlik
  • Tüm vücut üzerinde ürtiker (kurdeşen)
  • Nefes almada zorluk
  • Mide bulantısı
  • İshal
  • Anafilaktik şok

Alerji Nasıl Teşhis Edilir?

Alerji teşhisinde en önemli adım, hastalığın öyküsünü ve belirtilerini iyi tanımlamaktır. Bu öğeler eksik kaldığında, alerji teşhisinde yanlışlar yapılabilir. Örneğin non-alerjik rinit (kaynağı belli olmayan alerjiler) için yapılan alerji testi negatif çıkmasına rağmen hastada alerjik belirtiler görülebilir. Ayrıca, şimdiye kadar hiç alerjik reaksiyon göstermemiş kişilerin kanında alerjik olduklarını gösteren değerler bulunabilir. Bu nedenle, testlerin sonuçları; hastalık öyküsü ve konusunda uzman doktorların muayenesi ile birlikte değerlendirilmelidir.

Gelişen teknolojiyle, alerji testlerinin çeşitleri ve doğru sonuç verme oranları da artmıştır. Alerji testleri genelde; solunum yolu alerjileri, gıda, arı, ilaç, ürtiker ve anjiyo ödem, kontakt (temas) dermatit ve atopik dermatit (egzamalar) gibi hastalıkların tanısında kullanılır.

Deri Testleri
1. Prick (Epidermal) Test
Prick (Epidermal) Test

Bu test, hastaların açık alerji belirtileri gösterdiği ama alerjenin net olarak bilinmediği durumlarda, genelde, kurdeşen, gıda alerjisi, egzama veya saman nezlesi belirtileri olduğunda kullanılır.

Test, deriye alerjen sıvı dökülüp, alerjenin ince uçlu özel iğneler (lancet) ile deriye enjekte edilmesi yöntemiyle yapılır. Testte, genelde, en sık karşılaşılan, polen, ev tozu, gıda, hayvan tüyleri ve küf gibi alerjenler kullanılır. Test uygulandıktan sonra 10-15 dakika beklenir ve sonrasında derinin gösterdiği reaksiyonlara göre değerlendirme yapılır. Yapılan birçok çalışmada prick testte en yüksek pozitiflik oranının ev tozu akarlarına karşı olduğu saptanmıştır.

2. Intradermal Test
Intradermal Test

Bu testin amacı prick test ile aynıdır fakat uygulanan yöntem farklıdır. Intradermal testte alerjenler, ince uçlu bir enjektör ile derinin daha derin kısmına çok küçük miktarlarda enjekte edilir.

Bu test genelde, prick deri testinde alerji yaptığı düşünülen maddeye karşı reaksiyon oluşmadığında, daha da kesin sonuç elde etmek için kullanılır. Test sonuçları 15-20 dakika beklendikten sonra değerlendirilir.

3. Yama Testi
yama testi

Yama testinde, diğer iki testten faklı olarak, sonuç alınması daha uzun sürer. Deri yama testinde, alerjen deriye sürülerek, üzerine steril bant yapıştırılır ve 24 ila 72 saat beklenir.

Test süresince, uygulanan materyaller yerinden çıkarılmamalı ya da ıslatılmamalıdır. Bu test, en çok, kontakt dermatit (temas egzaması) denilen cilt alerjisinin tanısında kullanılır.

Kan Testleri
kan testi

Alerji kan testleri, deri testleri kadar duyarlı değildir ve genellikle, çocuklar ve ağır deri reaksiyonları gösteren kişilerde olduğu gibi deri testlerinin uygulanamadığı ya da uygulanmasının zor olduğu durumlarda kullanılır.

Kullanılan en yaygın kan testi türü, vücudun belirli alerjenlere tepki olarak oluşturduğu immunglobulin E (IgE) antikorunun kandaki düzeyini ölçer. IgE düzeyleri, genellikle alerji veya astım olan kişilerde daha fazladır. Spesifik IgE antikor testi ise kişide belli bir madde veya maddelere karşı alerji benzeri belirtiler varsa yapılır. Radyoallergosorbent testi (RAST) gibi diğer kan testleri ise daha detaylı bilgi sağlamak için kullanılır.

Özellikle gıda testlerinde, daha kesin bir tanı için, kişiye alerjisi olduğu düşünülen besinlerin kademeli olarak verildiği ve reaksiyonun ölçüldüğü, besin yükleme testi uygulanır.

Besin yükleme testi, gıdaya karşı anafilaktik tepki gösterme olasılığı nedeniyle, ağır reaksiyonlarla yakın bir geçmişi olan hastalara yapılmamalıdır.

Burnun incelendiği, nazal endoskopi, nazal smear ve deri testleri de uygulanan diğer teşhis yöntemleri özellikle alerjik rinit teşhisinde kullanılan etkili tanı yöntemlerindendir.

Alerjik astımın teşhisinde ise en çok kullanılan yöntem spirometre cihazı ile yapılan solunum fonksiyon testidir.

Çocuklarda En Sık Görülen Alerjiler

Nazal Alerjiler

Alerjik rinit, atopik dermatiti olan çocukların yaklaşık olarak yüzde 50'sinde görülür. Alerjik rinit, genellikle okul çağında başlayan bir rahatsızlık olsa da daha erken yaşta da görülebilir. Erken dönemlerde evcil havyan tüyü, toz ve küf ten etkilenen çocuklar, ileri yaşlarda daha çok polenlere karşı alerjik reaksiyon gösterirler.

Alerjik rinitin belirtileri; hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde ve burunda kaşıntıyı içerir. Bazı çocuklarda, burundaki kaşıntıyı gidermek için elin ayasıyla burnun yukarıya doğru sürtülmesi, burnun altında yatay bir çizgilenmeye (alerjik selam) neden olur.

Alerjik Astım

Astım, çocuklarda en sık görülen alerjik hastalıktır. Astım vakalarının büyük çoğunluğu alerji nedeniyle ortaya çıkar. Aslında, alerjik riniti olan 4 çocuktan 1'i astım gelişebilir.

Astım, gençlik öncesi erkeklerde ve gençlik yıllarında kadınlarda daha sık görülmesine rağmen, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir.

Astım belirtileri şunlardır:
  • Öksürük, öksürük varyant astımın tek göstergesi olabilir. Kuru ve hırıltılı öksürük, genellikle geceleri ve egzersiz sonrası daha da kötüleşir. Bu kötüleşme, bazı çocuklarda kusmaya bile neden olabilir. Her öksürüğün astım anlamına gelmediği unutulmadan, çocuktaki belirtiler gözlemlenmelidir.
  • Bronşlardaki daralma nedeniyle, havanın geçerken zorlanmasıyla ortaya çıkan hırıltılı soluk alıp verme, astım en önemli bulgusudur. Hırıltılı solunum, genellikle, diğer astım belirtileri ile daha da artar.
  • Nefes darlığı nedeniyle bazı çocuklar, yaşıtlarından daha hızlı nefes almak zorunda kaldıkları için daha çabuk yorulurlar. Ağır astımı olan çocuklar, gece boyunca yaşadıkları nefes darlığı nedeniyle dinlenememe, uykuyu alamama sorunu yaşarlar.
  • Göğüs sıkışması, çocukta birisinin onu sıktığı ve göğsünü acıttığı hissi şeklinde gelişir.

Çocuğunuzu Alerjiden Nasıl Koruyabilirsiniz?

  • Alerji büyük oranda genetiktir. Eğer ailede astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıklar varsa çocuğa bilinçli yaklaşılmalı, alerji şüphesi her zaman akılda tutulmalıdır.
  • Çocuklarda besin alerjileri, genelde ek gıdaya geçildiğinde başlar. bu yüzden, nedensiz bir şekilde ek gıdaya başlanmamalıdır.
  • Evde bulunan halı, kilim, battaniye ve oyuncak gibi eşyalar toz tutma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, bu tür eşyaları evden, özellikle çocuğun odasından uzak tutmak iyi bir önlemdir. Çocuğa alınacak eşyaların da anti-alerjik olmasına özen gösterilmelidir.
  • Sağlıklı bir ev ortamı için ideal nem oranı %55 olarak belirtilmiştir. Nem; akar ve küf mantarlarının sayısını arttırdığı için önerilen oranın üzerine çıkılmamalıdır.
  • Evler, en az haftada bir mutlaka yüksek emiş gücüne sahip, dışarı toz vermeyen bir elektrikli süpürge ile süpürülmelidir.
  • Çamaşırlar, haftada bir kez 55 derece ve üzerinde yıkanmalıdır. Kıyafetlerde pamuklu ürünler tercih edilmelidir.

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Nedir?

Alerjik Rinit (Saman Nezlesi) Nedir?

Alerjik rinit havayla solunan alerjenlerin; burun, boğaz ve gözlerde yarattığı alerjik reaksiyondur. Alerjik Rinit'in iki çeşidi vardır: Alerjik ve alerjik olmayan rinit

Alerjik rinit belirtileri, bağışıklık sisteminde başlayan bir zincirleme reaksiyon sonucu ortaya çıkar. Örneğin, sizde polen alerjisi varsa, bağışıklık sistemi, poleni bir işgalci ya da alerjen olarak tanımlar ve Immunoglobulin E (IgE) denilen antikorları üreterek, duruma tepki verir. Bu antikorlar, hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, kaşıntı ve post-nazal akıntı gibi alerjik reaksiyonlara neden olur.

Alerjik rinit rahatsızlığı yaşayan kişiler, sigara dumanı, parfüm ya da soğuk, kuru hava gibi tahriş edici maddelere karşı daha duyarlı olabilir.

Rinit; astım, sinüzit, kulak ve uyku sorunlarını da tetikleyebilir. Bu hastalık, hassas kişileri, alerjisi olmayan insanlardan daha fazla rahatsız edebilir. Hatta bazı ağır alerjilerde astım da gelişebilir.

Alerjik rinitin sebepleri nelerdir?

Ağaç, çimen ve yabani ot polenleri gibi alerjenlerin neden olduğu alerjik rinite, mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) denir. Rinit aynı zamanda, evcil hayvanlar, küf, toz akarları ve hamamböceği dışkıları gibi ev içi alerjenler nedeniyle de yıl boyunca görülebilir. Bu türe de perennial (süregen) alerjik rinit denir. Bazı durumlarda iki alerji türü aynı anda görülebilir.

Her yıl çok sayıda insan alerjik rinite yakalanmaktadır. Alerjik rinit tehlikeli bir hastalık olmamasına rağmen kişinin yaşam kalitesini düşürdüğü, iş ve okul hayatını etkilediği için rahatsızlık veren bir durumdur.

Alerjik rinit tanısı nasıl konur?

Alerjik rinitin tanısında detaylı hastalık öyküsü en önemli etkendir. Sonrasında, ilgili organlarda enfeksiyon ya da yapısal bozukluk olup olmadığını anlamak için yapılan fiziksel muayene, sorunun düzeyi ve türü hakkında fikir verir. Bazı durumlarda, burun içinde görülen soluk renk, saydam salgı artışı, ödem, hastanın şikâyetlerini dinlemeden bile teşhis koymayı sağlar. Boğazda ise geniz akıntısı ve farenjit görülebilir.

Alerjik rinit tanısı için en sık uygulanan test deri testidir fakat hastanın, deri testinde çalışılmayan bir alerjene alerjisi varsa, bu test çok fazla yaralı olmayacak, sonuç negatif çıkacaktır. Ayrıca bazı alerjenler, ciltte tepki yaratmalar bile solunum yollarında tepkiye neden olur. Bu testlerin dışında, kanda spesifik IgE ye bakılarak, alerjenin ne olduğuna dair teşhis konulabilir.

Alerjik rinit nasıl tedavi edilir?

Alerjik rinit tedavisinde üç temel yöntem vardır:

1. Alerjenden uzak durmak:
Alerjenden uzak durmak

Kişide alerjiye neden olan etkenlerden uzak durulması, tedavinin ilk ve en önemli aşamasıdır. Bununla beraber, alerjik rinite neden olan faktörler çevremizde çok yaygın bulunduğu için bu korunma işlemi çok da kolay olmamaktadır. Buna rağmen kişinin alacağı bazı önlemler belirtilerin şiddetini azaltabilir.

Alerjik rinitten korunmak için öncelikle, tozun ve dumanın bulunduğu alanlardan uzak durmak gerekir. Kişi çok hassas durumdaysa maske takabilir. Bulunulan ortamda, ısı ve nem iyi ayarlanmalıdır. Polenlerin arttığı mevsimlerde mümkün olduğunca dış mekânlarda bulunmamak, çok fazla kapı, pencere açmamak gerekir. Evde; akar tutan halı, kilim, battaniye ve (özellikle uyunulan odada) çok fazla bitki bulundurmamak gerekir. Hayvanların tüyleri de alerjiye neden olduğu için evde hayvan beslenmemelidir. Nevresimler, sıklıkla sıcak suyla yıkanmalıdır. Elektrik süpürgesi alınırken tozu dışarıya vermemesine dikkat edilmelidir.

Özellikle çocukları alerjik rinitten korumak için, evdeki oyuncakların anti-alerjik olmasına dikkat edilmelidir.

2. İlaç Tedavisi
alerji ilaç tedavisi

Alerjik rinit tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar antihistaminiklerdir. Bu tür ilaçlar, özellikle, alerjene maruz kalmadan önce kullanıldığında daha faydalıdırlar ve en çok kaşıntı, akıntı ve hapşırma üzerinde etkilidirler. Hangi antihistaminin, hangi hastaya iyi geleceği denemelerle anlaşılır. Eğer bir ilaç size iyi gelmediyse ya da ilacın etkisi azalmaya başladıysa, doktorun yönlendirmesiyle diğer bir hapı denemelisiniz.

Antihistaminikler çok faydalı olmalarına rağmen özellikle uykululuk hali yarattığı için kullanırken tereddüt edilebilir; fakat son dönemde üretilen bu tür ilaçlarda bu yan etki azaltılmıştır.

Antihistaminiklerden sonra diğer bir faydalı ilaç türü de kortizonlardır. Bu ilaçlar, yan etkiyi azaltmak adına genelde ağız ya da kalça yerine burundan sprey olarak alınırlar.

Tedavide, Ayrıca dekonjestan denilen burun spreyleri ve kromolin adı verilen ve alerjik reaksiyonları önleyen ilaçlar da kullanılır.

3. İmmünoterapi (Aşı Tedavisi)
İmmünoterapi (Aşı Tedavisi)

Aşıyla alerji tedavisi, alerjiden kaçınmanın mümkün olmadığı ve (veya) ilaç tedavisinden fayda görülmediği durumlarda, alerjenin (aşının), düşük dozdan başlayarak, artan şekilde enjektörlerle cilt altına verilmesi yöntemi olan immünoterapi uygulanır. Bu şekilde, vücut bu maddeyi tanıyarak, alerjik reaksiyon göstermemeye programlanır. Bu tedavi alerjik rinite neden olan alerjenler üzerinde etkili bir yöntemdir. Aşılar haftada bir olarak başlayıp, genelde 3 ila 5 sene süren bir dönemde uygulanır.

Son yıllarda, alerjenin ağızdan (dilaltı) veya burundan damla şeklinde verilmesiyle de iyi sonuçlar alınabileceği saptanmıştır. 5 yaşın altındaki çocuklar, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar, kanser hastaları, ağır psikolojik sorunları olanlar, tedaviye düzenli devam edemeyeceklerde aşı tedavisinin uygulanması zararlıdır.

İmmunoterapi güvenli bir ortamda ve uzman kontrolü altında yapılmalıdır. Hasta, her aşıdan sonra 30 dakika kadar bekletilerek, önemli bir reaksiyon gelişip gelişmediği kontrol edilmelidir. Aşıdan sonra yukarıda sayılan belirtilerden biri hissedilir hissedilmez, hemen doktora başvurulmalıdır.

Alerjiye bağlı, burunda et büyümeleri ve sinüzitin kronikleşmesi gibi durumlarda ise, hastalığın daha da ilerlememesi için ameliyat düşünülebilinir.

Alerjik rinit tedavisinde son yıllarda çok sık kullanılan ve son teknoloji ürünü olan diğer yöntem ise, yüksek yoğunluklu soğuk bir ışık tedavisi olan Rhinolight'tır. Burun boşluğuna, 2–3 dakika arasında değişen sürelerde uygulanan Rhinolight tedavisi sonrasında, burunda kaşıntı, hapşırık, tıkanıklık, akıntı gibi bulgular sona erer.

Alerjik Rinit Tedavisinde Medikal Fototerapi (Rhinolight) Yöntemi

İltihaplı ve çok hızlı çoğalan deri hastalıklarının tedavisinde, farklı ışık tedavileri yıllardır başarı ile kullanılmaktadır. Ancak burun mukozasının iltihaplı hastalıklarından biri olan alerjik riniti tedavi edebilen en etkili metotlardan biri medikal fototerapidir. Medikal fototerapi (Rhinolight), burun içerisine yapılan bir ışık tedavisidir. Burun içi medikal fototerapi, alerji yaratan etkenlerin, nasıl belirtiler verdiğine bakılmaksızın, alerjik burun akıntısının tedavisi için geliştirilmiştir.

Medikal Fototerapi (Rhinolight) tedavisi hakkında detaylı bilgi almak için tıklayınız.

Kaynağı Belli Olmayan Alerjiler

kaynağı belli olmayan alerjiler

Polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, besinler ve hayvan tüyleri en sık görülen alerji etkenleridir. Bu etkenlerin testlerle de saptanması mümkündür. Ancak, alerjik hastaların testleri sırasında bazen farklı bir durumla karşılaşılır. Örneğin, uzun süredir sık hapşıran, burun ve geniz akıntısı gibi şikâyetleri olan hastanın alerji testlerinde etken saptanmaz.

Hastaların birçoğu da şüpheye düşerek, "Yıllardır alerji hastası olduğumu düşünüyordum, acaba alerjik değil miyim?" sorusunu hekimine yöneltir.

Kaynağı belli olmayan alerjiler nelerdir?

Örnek hastamız, aslında klinikte sıkça gördüğümüz, kaynağı belli olmayan alerjilerin (non-alerjik rinit) tipik özelliklerini yansıtıyor. Rinit kelimesi, burun boşluklarının iç örtüsünün iltihabı sürecini ifade eder. Alerjik rinit (saman nezlesi) ise söz konusu iltihabın bilinen alerjik bir maddeyle ilişkili olmasına denir. Rinitlerin oluşturduğu belirtiler ele alındığında neredeyse tüm hastalarda benzeri şikâyetler görürüz. Kaynağı saptanamayan alerjiler için de bunu söyleyebiliriz. Gerçekten de hastanın şikâyetleri açısından ele alındığında söz konusu hastalık alerjik rinitten ayırt edilemez.

Hastalar sık sık hapşırma, burun tıkanıklığı ve dolgunluğu, burun ve geniz akıntısı gibi şikâyetlerin bir veya bir kaçından şikâyetçidirler ve sadece laboratuar değerlendirmelerinde ve alerji testlerinde farklı özellikler gösterirler. Yapılan araştırmalar, rinitli hastaların yarısının non-alerjik rinit olduğunu göstermiştir. Hastalık, hastaların % 70'inde 20 yaşından sonra ortaya çıkar ve hastaların % 60'ından çoğunu kadınlar oluşturur. İlginç bir nokta da, hastaların bir bölümünde non-alerjik rinit ve alerjik rinitin birlikte olmasıdır.

alerjik rinit

Non-alerjik rinit bazı alt başlıklar altında incelenmektedir. Bunlar arasında, sıcak- soğuk ortam farlılıklarına bağlı ortaya çıkan vazomotor rinit, kimyasallara ve irritanlara (tahriş edici madde ya da faktör) bağlı olanlar veya ilaçların tetiklediği rinitler sayılabilir. Egzersiz, bazı gıdalar ve kokular da hastalığı başlatabilmektedir. Hamilelik ve hormonsal değişimler, kişinin duygusal değişimleri, hatta reflü (mide asidinin kaçağı) gibi faktörler de hastalığın nedeni olabilir.

Kaynağı belli olmayan alerjilerin yarattığı sorunlar nelerdir?

Hastalıkla ilgili yapılan çalışmalar non-alerjik rinitin uyku bozukluğu, bitkinlik, yoğunlaşma problemleri ve sinirlilik yapabildiğini göstermiştir. Non-alerjik rinit, astıma yakalanma oranını da arttırır. Kronik sinüzit, östaki borusu problemleri, kronik orta kulak hastalıkları ve koku alma bozuklukları, burun kanaması ve burun kuruluğu non-alerjik rinitin olası komplikasyonları arasında sayılabilir. 2007 yılında Danimarka'da yapılan bir çalışma, toplumun %25' inin non-alerjik rinitten etkilendiğini ve görülen olguların yarısının tedavi gerektirdiğini göstermiştir.

Kaynağı belli olmayan alerjilerin tanısı nasıl konur?

Non-alerjik rinit tanısında en önemli aşama hastanın hikâyesinin alınmasıdır. Hastalığın belirtileri, bu belirtilerin ortaya çıkış zamanı ve sıklığı, problemin hangi ortamlarda arttığı sorulması gereken detaylardır. Kimyasal maddelere maruz kalma öyküsü, ilaç kullanımı gibi sorular da yönlendirici olabilir. Muayene bulguları da hastalığın tanısında yönlendiricidir. Endoskopik muayene, burun içyapısı hakkında çok yararlı bilgiler sağlar. Alerji testlerinde ise negatif sonuç elde edilir. Bu sonuç, hastaların çoğunun zannettiği gibi, alerji hastalığını dışlamaz, sadece problemin bilinen alerjenlere, yani ev tozu akarı, polen, küf mantarı vs. bağlı olmadığını ortaya koyar. Bu test sonucu, non-alerjik rinit tanısını doğrular. Non-alerjik rinit tanısında yardımcı olan bir diğer bilgi de, alerjik rinitten farklı olarak, hastalığın genellikle ailenin diğer fertlerinde görülmemesidir.

Kaynağı belli olmayan alerjiler nasıl tedavi edilir?

rinit tedavisi

Tedavinin başlangıç noktası hastanın, hastalığını tanımasıdır. Buna paralel olarak, şikâyetleri arttıran şartlardan, ortam ve ilaçlardan uzak kalmaya çalışılmalıdır. Eğer gerekliyse, ilaç kullanımı sonraki basamağı oluşturur. Serum fizyolojiklerle burun temizlenmesinde, burun içine sıkılan steroidli spreyler kullanılabilir. Ağızdan kullanılan antihistaminiklerin yararıyla ilgili olarak ise fikir birliği yoktur. Cerrahi ise sadece ilaç tedavisinden beklenen fayda sağlanmadığında gündeme gelebilir. Aslında burun içinde hava yolunu tıkayan eğrilikler ve polipler non-alerjik rinitin nedeni değildirler. Ancak, bu unsurların hem burun fizyolojisini bozarak, hem de ilaçların kullanımını engelleyerek hastalığı olumsuz etkilediği düşünülüyorsa, cerrahi çözüme de başvurulabilir.

Sonuç olarak, günümüzde alerjilerle ilgili yapılan birçok çalışma, alerjiyle modern hayatın bazı unsurları arasında bağlantılar olduğunu gösteriyor. Hava kirliliği, sigara dumanı, binalardaki kimyasallar gibi faktörler alerjilerin ortaya çıkışını ve seyrini etkileyebiliyor. Sanayi ve teknoloji günlük yaşamımızı kolaylaştıran yüzlerce avantajın yanında bu dezavantajları da ne yazık ki beraberinde getiriyor. Alerji tedavisi için şehir yaşamını terk etmek çoğumuz için imkânsızdır. Ancak, en azından hastalığın tanınması ve tedavisi, olası işgücü ve yaşam kalitesi kayıplarını en aza indirebilir.

Alerjenleri ne kadar tanıyorsunuz?

Gün içerisinde sayısız alerjene maruz kalıyoruz. Bünyesi alerjik olanlar bu durumdan fazlasıyla etkileniyor. bazı kişiler, çocukluk dönemlerinde sorun yaşamasalar bile, yetişkinlikte alerjik rahatsızlıklarla karşılaşabilirler. Atopik (alerjik) bir bünyeye sahip olmak, her yaşta alerji geliştirebilmek anlamına gelir. Bu nedenle hem kendiniz, hem de sevdikleriniz için alerji hakkında bilgilenmeniz yararlı olacaktır.

Testimizin sorularına doğru veya yanlış şeklinde cevap vererek alerjik rahatsızlıklar hakkındaki bilginizi ölçebilir, yanlış bildiklerinizi doğruya çevirebilirsiniz.

ALERJİ TESTİ

SORUDOĞRUYANLIŞ
1. Alerjiler doğumdan önce gelişebilir.
2. Kalıtım, alerji geliştirme riskini etkilemez.
3. Saman nezlesi, alerjik hastalıkların en yaygın olanıdır.
4. Bir gıdaya karşı gösterilen alerjik reaksiyon egzersiz tarafından tetiklenebilir.
5. Çok az insan, böcek sokmasına karşı alerjik reaksiyon gösterir.
6. Toz akarları, soğuk ve kuru ortamlarda gelişir.
7. En sık alerjiye neden olan ev içi alerjen, kedi tüyüdür.
8. Alerjiye neden olan belirli kedi türleri vardır.
9. Zehirli sarmaşık alerjisi yaygın değildir.
10. Lateks alerjisi geliştirmek, ancak lateks içeren ürünlerle temas ile mümkündür.
Değerlendir
Randevu almak için tıklayınız.
Yayınlanma Tarihi: 29.1.2013 14:51:00, Düzenleme Tarihi: 4.7.2015 22:29:00, Editör: Fulya Taşan
Bu sayfayı paylaşmak ister misiniz?
Sizi aramamızı ister misiniz?

Tekrar gösterme. Kapat (x)